Dr. Joe Dispenza, Rutgers Üniversitesinde (New Jersey) biokimya okumuştur. Life Üniversitesinden (Atlanta) chiropractist doktorasını almıştır. Akabinde, nöroloji, nörofiziyoloji ve beyin fonksiyonları eğitimlerine devam etmiştir. Ramtha'nın Aydınlanma Okulu'nda, beynin, bilincin ve amaçlı çalışmanın realiteyi yaratması konusunda eğitim almıştır. 1997'den itibaren, resmi Ramtha eğitmeni olarak dünyanın pekçok yerinde seminerler vermektedir. (www.drjoedispenza.net)
*****************************************************
Geçen bültende başladığım Dr. Joe Dispenzanın paylaşımlarına devam ediyorum. (Bir önceki bülteni okumak için tıklayınız...)
Herkes biliyor ki beynimizin küçük bir yüzdesini aktif olarak kullanıyoruz. Günlük hayatımızın detayları, çevremizin şartları beyinde belirli bir elektrik devresini kullanmamızı gerektiriyor. Hep aynı şeyleri yaptığımızda aynı devreyi kullanıyoruz. Merak edilen konu, eğer başka bir devreyi kullanmaya başlarsak, ters olarak hayatımızın detayları buna uyum sağlamak adına değişir mi? (Küçük bir örnek, 2 kalem pil ile çalışan bir kumanda da bir düğmeye basıyoruz ve 5 m ilerdeki televizyonun sesi açılıyor, yani görünmez bir enerji ile uzakta bir yerde maddesel bir değişim oluyor. Bizdeki elektrik ile bunun kat kat fazlasını yapmamız gerekmez mi?)
İnsanı diğer canlılardan ayıran organ beyindir. Beyin incelendiği zaman, onun boyutu değil de beynin bir bölümünün boyutu dikkat çekiyor: Ön lob (frontal lobe). İnsan beyninin ön lobu, diğer herhangi bir canlınınkine göre %40 daha büyüktür. Ezberlenmiş, otomatiğe bağlanmış aktiviteleri yaptığımız zaman ön lob faliyette değildir (beyne bağlanan elektrotlarla ve değişik röntgen cihazlarıyla yapılan ölçümler sayesinde farkedilmiş). Ancak yeni bir bilgi alındığı ve işlendiğinde ön lob aktive oluyor, hele bir de bu bilgi mutluluk vericiyse, ön lob ışıl ışıl parlamaya başlıyor...
Ön lob'daki bir bozukluk veya faaliyet olmaması kişilerde aşağıdaki davranışlara sebep olabiliyor:
- tembellik
- ilhamsızlık
- uyuşukluk
- insiyatif eksikliği
- diğerleriyle aynı olma isteği
- gelecekle ilgili proje yokluğu
- yeni birşeyler öğrenmeme
- kolaylıkla dikkat dağılması
Bu davranışları gösteren kişiler beyinlerinin ön loblarını yeteri kadar kullanmıyorlar demektir. Bir de en önemli konulardan bir tanesi, dış dünyadan, çevreden çok fazla dikkat dağıtıcı etki alanlar da ön loblarını minimal düzeyde kullanırlar.
İngilizcede ve fransızcada kullanılan "information" (bilgi) kelimesini incelersek, "in-formation" şeklinde ayrılabileceğini görürüz. Yani, information, bilgi, bizim içimizi şekillendiren demektir. Yeni birşeyler öğrendiğimiz zaman, beynin ön lobu çalışmaya başlar. Beynin herzamanki alışkanlıklarından farklı birşey olduğu için, bu sefer beyin, yeni bilgiyi kullanmak için, yeni devreleri kullanıma açar. Yeni devrelerle de davranış modellerimiz değişir. Değişen davranış modelimiz de çevremizi farklı şekilde algılatarak, sonunda onun da değişimine yol açar...
Yukardaki döngüyü, yeni bir bilginin farklı realiteler yaratmasını biz takip etmek, oldurmaya çalışmak durumunda değiliz. Mucizevi bir mekanizma sonucu bu zaten otomatik olarak gerçekleşir. Bizim yapmamız gereken tek şey, kendimizin ve dolayısıyla çevremizin değişmesini istiyorsak, yeni bilgilerin içimize girmesi için çabalamaktır. Buna izin vermektir.
Ani, mucizevi iyileşme yaşayanların ortak noktası budur... Aşağıdakilerden bağımsız olarak yeni bir sonuca odaklanmak...
- BEDEN
- ÇEVRE
- ZAMAN
- kültür
- kabile
- toplum
- cinsiyet
- din
- inanç sistemi
- eğitim
- statü
Yukardakilerden bağımsız olarak, gözlem yapmak, bilgi toplamak, yeni, farklı sonuçları hayal etmek, otomatik olarak farklı neticeler doğurur. Çok basit bir örnek verirsek: Halen devam eden bir Picasso sergisi var. Picasso hakkında hiçbirşey bilmeden o sergiye gidip de Picasso'nun resimlerine bakarsanız bir kanı sahibi olarak dönersiniz (yorumunuzun ne olduğu hiç önemli değil). Ancak bu sergiye gitmeden, Picasso hakkında bilgi toplarsanız ve bu bilgilere sahip olarak sergiye giderseniz, aynı resmi farklı bir şekilde görürsünüz. Belki de normalde farkedemeyeceğiniz detaylar dikkatinizi çeker. Bu basit benzetmeyi yaşamdaki her olaya uyarlayabiliriz.
Dünyaya bir bakarsanız, tüm önemli kişiliklerin, kahramanların, öncülerin, mucizevi iyileşme yaşayanların ortak noktası budur! Çok uzağa bakmaya da gerek yok, sadece Atatürk'ü düşünsek bile yeter!...
|